23/5/2008 ·
gözlerin gözlerime değince
felaketim olurdu ağlardım
beni sevmiyordun bilirdim
bir sevdiğin vardı duyardım
çöp gibi bir oğlan ipince
hayırsızın biriydi fikrimce
ne vakit karşımda görsem
öldüreceğimden korkardım
felaketim olurdu ağlardım

ne vakit maçka'dan geçsem
limanda hep gemiler olurdu
ağaçlar kuş gibi gülerdi
bir rüzgar aklımı alırdı
sessizce bir cigara yakardın
parmaklarımın ucunu yakardın
kirpiklerini eğerdin bakardın
üşürdüm içim ürperirdi
felaketim olurdu ağlardım

akşamlar bir roman gibi biterdi
jezabel kan içinde yatardı
limandan bir gemi giderdi
sen kalkıp ona giderdin
benzin mum gibi giderdin
sabaha kadar kalırdın
hayırsızın biriydi fikrimce
güldü mü cenazeye benzerdi
hele seni kollarına aldı mı
felaketim olurdu ağlardım

23/5/2008 ·

İçimde tuhaf bir sıkıntı
Nasılda sancıyor şakaklarım
Sırtımda koskoca bir dünya
Zindanlar dolusu yalnızlığım

Nedir bu zulüm bu gölgeler kim
Kim bu yanımdaki sahte sevdalı
Neden hep düşlerde kalasın
Neden gerçek olan hep bir başkası

Oysa sen olmalıydın beklediğim yolcu
Senin için giyinip kuşanmalıydım
Yüreğimin yarısı bir tek senin hakkındı
Şimdi yanımda sen olmalıydın

23/5/2008 ·

Bugün televizyon programında izlediğim haber tüylerimi diken diken yaptı. Haber şöyleydi; Çanakkale de Anafartalar’ın birinde şehitlerimizin mezarları açılmış kemikleri etrafa yayılmış. Bu kemikleri köpekler yalıyordu. Bizim için Çanakkale’de savaşmış olan şehitlerimize saygı böyle mi ifade ediyoruz? Birde bu Anafartalar’ın yolu bile yoktu. Çanakkale’ye bu haber yayıldığı sırada Anzaklılar atalarını anmak için gelmişlerdi. O kadar muhteşem tören yaptılar ki anlatamam biz ise bırakalım tören yapmayı onların mezarlarına bile sahip çıkamıyoruz. Anzaklıların memleketinde Çanakkale’den alınan topraklardan, fotoğraflardan bir müze yapılmış. Bu müzeyi haftada binlerce kişi ziyaret ediyormuş. Türkiye ile karşılaştırdığımızda o kadar üzüldüm ki; onlar fotoğrafıyla Çanakkale’deki atalarını anarken biz şehitlerimize atalarımıza sahip çıkamıyoruz. Utanıyorum bu olaydan, yetkilileri kınamaktan başka elimden bir çare gelmiyor.

 Değerlerimize vatanımıza çok güzel sahip çıkıyoruz. Hükümetten yapılan açıklama ise: “ Biz gereken yatırımı Çanakkale valiliğine yaptık.“ denildi. Peki, birkaç yerden başka yere yatırım yapılmamış bu para nereye gitti?

 Gelin sahip çıkalım bu vatanımıza, değerlerimizi en iyi şekilde koruyalım. Unutmayın gün olur devran döner bizde o toprağın altına yattığımızda ayni şey bizim başımıza gelebilir

26.04.08

18/5/2008 ·

Başbakanın konuşmaları bu aralar gündemden düşmüyor bu konuşmaların başında ise “Üç çocuk yapın” sözü var. Peki, başbakan bunu neden söylemiştir? Bence iki nedeni var. Bunlardan biri, kişi sayısı yükselerek işçi sayısının artması. Bu da onun gayet işine gelecek Örneğin 750 YTL maaşla çalışan bir memur var. Maaşında şikâyetçi devlet bu kişiyi rahatlıkla çıkarıp yerine ondan daha düşük maaşla memur alabilir. Böylelikle işçi sayısının fazlalığı hem milli gelirimizi düşürecek zaten kıt kanaat geçinirken şimdi hiç geçinemeyeceğiz. Devletin başındakiler akıllı, Nedense başbakan, milletvekilleri diğer ülkelerdeki başbakan, milletvekilleri gibi maaşlarını aynı alırken, memura gelince bu maaş çeyreğine iniyor buda memurun iki işle uğraşmasına, yaptığı işi severek yapmamasına, içinden çıkılmayacak kredi kartları borçlarına neden oluyor. Hani eşitliğin gözetildiği bir toplumduk. Eşitlik kavramını bir daha gözden geçirsek iyi olur bence. Neye göre eşitlik, kime göre eşitlik.

 Bir diğer nedeni ise gündemi değiştirmek. Gündem değişsin ki bu karmaşıklık arasına yeni tasarımları, düşüncelerini soksun. Aynı başörtü sorunu gibi. Biz terörle uğraşırken gidilip üniversitelerde başörtüsünü cumhurbaşkanı kabul etti. Her seferde taktikler aynı. İki sorun oluyor birinin üzerine dikkatleri çekiyorlar. Diğer sorunu kendi buldukları, çözümle hallediyorlar.

  Anlayabileceğiniz ayakta uyutuluyoruz. Birilerince cebi dolarken bizim cebimiz boşalıyor. Devir yatma zamanı değil devir okuma zamanı devir uyumama zamanı. Hangimiz daha bu olaylara göz yumacak ayakta uyuyan değil uyutan olun.

18/5/2008 ·

 

Günümüzde aşklar o kadar değerini kaybetti ki. Bunların başında msn aşkı geliyor. İnsanlar birbirlerini tam anlamıyla tanımadan görmeden âşık oluyorlar. Hatta bu evliliğe gidebiliyor. Tabi ki bu evlilik ne kadar uzun süre bilir ki bir aya varmadan bu evlilik sona eriyor. Msn sonra telefonda bunların diğeri oluyor. Yanlışlıkla aranan bir numaraya kızla, erkek rahatlıkla tanışabiliyor. Anlayacağınız teknoloji aşka da müdahale etmeyi başardı. Aşk ucuzlaştı geçmişteki değerini kaybetti. Geçmişte böylemiydi karşıdaki kişiyi rahatlıkla tanıyor, biliyordun. Şimdi insanlar yüzlerine ikinci bir maske takarak geziyorlar. Bu da karşıdaki kişiyi tanımanı zorlaştırıyor. Bu teknoloji bize hiç mi yarar sağlamıyor ya da ben mi göremiyorum?

 Leyla ile Mecnun’un hikâyesi ya da diğer halk hikâyelerindeki aşklar şimdiki aşkları karşılaştırdığım da arada dağlar kadar fark var. Birinde ölüm bile göze alınırken diğerinde âşık olduğundan bile haberdar olunamıyor.

 İnşallah hepimizin karşısına gerçek bir aşk çıkar, gerçekten güvenebileceğimiz bir kişi çıkar karşımıza eğer evliliği düşünüyorsanız çok emin olmanızı karşıdakini yeterince inanınca buna karar vermenizi tavsiye ederim.

« Önceki ::